Muayenehane: Prof. Dr. Sait Gönen Tedavi Merkezi
Adres : Vali Konağı Cad. No:102 Gümüş Apartmanı Daire:2
Şişli-İstanbul
Telefon : +90 212 912 20 55 Randevu için: +90 553 057 64 66
GSM : +90 532 374 29 25
NE ÇEKTİK ŞU HORMONLARDAN!
 
NE ÇEKTİK ŞU HORMONLARDAN!
Noradrenalin, dopamin ve serotonin... Kendilerini son dönemin trend tabiriyle "mutluluk hormonları" olarak biliyoruz. Artıyorlar mutlu, azalıyorlar çekilmez oluyoruz. Endişe, üzüntü, uyku, sevinç, çakır keyif olma, tatlı krizi, sinirlilik hali, saldırganlık... Aklınıza gelen birçok davranış ve tutumun asıl sorumlusu olarak gönlünüz rahat bir şekilde, suçu hormonlara atabilirsiniz. Peki onları kim anlasın!

Hormonların insan psikolojisi üzerine etkileri ilk günden bu yana tartışılıyor. Mutlu da olsak sebebi hormonlar, mutsuzda olsak suçu onlara atıyoruz...Biz bu yazıda bardağın dolu tarafını görmeyi tercih ettik ve mutluluk hormonlarını inceledik. Yani "iyi olma hissi"ni sağlayan noradrenalin, dopamin ve serotonin hormonlarına baktık. Bunlardaki dengesizlik psikolojik problemlerin oluşmasına neden oluyor. İşte duygu durumumuzla direkt ilgisi olan bu hormonların iç yüzü...

DİKKAT ÇARPINTI YAPAR
İlk durağımız Noradrenalin hormonu. Bu hormon böbrek üstü bezinden ve sinir uçlarından salgılanıyor. Beynin dikkat ve çevreye yanıt verme bölümleri üzerinde etkileri olan noradrenalin; kalp atışında hızlanma, avuç içinde terleme ve göz bebeklerinde büyüme gibi gelişmelere sebep oluyor. Adrenalinle
birlikte çalışarak kalp hızını, glikoz salımını ve iskelet kaslarına giden kan akımını artırıyor. Kızgınlık ve tehlike durumunda salgısı artıyor ve “kaç” ya da “savaş” komutlarının temelini oluşturuyor. Noradrenalin diğer yandan duygularımızı etkileyen diğer hormonlar ve kimyasallarla uyum içerisinde çalışıyor. Mesela kızgın ve öfkeli olduğumuzda yüksek noradrenalinle beraber dopamin düzeyinin de yükseldiğini ama serotonin düzeyinin düştüğünü gözlemleriz. Aksine dopamin ve serotonin yüksek ama noradrenalin düzeyi düşük seviyede olduğunda ise keyifli ve sevinçli hissederiz.

Dopamin Hormonu
ise beyindeki sinir hücreleri arasındaki sinyalleri taşıyan, beyindeki hipotalamus ve ön tavan bölgelerinde doğal olarak üretilen; vücudun istemli hareketlerini, hafızayı, konsantrasyonu, öğrenmeyi, mutluluğu ve hazzı etkileyip kontrol edebilen bir nöral uyarıcı. Öfori denen çakır keyif olma durumu, istek ve motivasyon gibi duyguları ona borçluyuz. Dopamin hormon bozukluğunda hafıza kaybı, problem çözmede zorluk başlıyor. Haz duygusunu kontrol eden kimyasal haberci pozisyonundaki dopamin, endorfinler gibi “mutluluk hormonu” olarak da biliniyor aslında. Dopamin salgısı arttığında haz hissi ve doğal olarak mutluluk da artıyor. Seviye arttıkça kişi uyuma ihtiyacı hissetmiyor. Genellikle gündüzleri dopamin salgısı uyarıcıların da fazla olması nedeniyle artıyor ve uyanık kalmak için çaba harcanmasına gerek kalmıyor ancak gün bitiminde dopamin seviyesi azaldığından kişi bu sefer uyku hormonu olan melatoninin etkisine giriyor. Dopamin eksildiğinde depresyon, kronik can sıkıntısı, memnuniyetsizlik, kayıtsız kalma, kronik yorgunluk ve enerji düşüklüğü gibi semptomlar
başlıyor. Örneğin dopamin eksikliği olan kişilerin bağımlılık eşikleri düşüktür. Genellikle hiçbir şeyden zevk alamadıkları için onları heyecanlandıran herhangi bir olaya, kişiye ya da gıdaya bağımlı hale gelebilirler.Dopamin eksikliği olan kişiler sürekli uyuma ihtiyacı hissederler, cinsel istekleri çok düşüktür. Kişi tatlı krizine girer kilo almaya meyilli olur. Dopamin eksikliği olan kişiler odaklanma, öğrenme ve aynı zamanda hafıza problemleri yaşarlar.

Peki dopamin hormonu fazlaysa sorun yaşar mıyız? Kesinlikle evet. O zaman da fiziksel ve psikolojik bazı sorunlar yaşanır. Aşırı endişe hali, aşırı farkındalık, uykusuzluk, bazı takıntılar ve istemsiz kas hareketlerinin oluşması ,hiperaktivite, paranoya, stres, yüksek enerji, aşırı cinsel istek, çarpıntı ve bağımlılık yakınmaları görülebiliyor. 

OBEZİTENİN FAİLİ O MU?
Bu soruya yanıt olan özne, Serotonin Hormonu. Beyinde salgılanıp vücudun çeşitli noktalarında üretilen bu hormon genelde merkezi sinir sistemi ve mide-bağırsak kanalında bulunuyor. Merkezi sinir sistemindeki serotonin ruh hâlini, uykuyu, iştahı, öğrenmeyi, hafızayı, cinsel ve sosyal davranışları düzenlemeye yardım ediyor. Midebağırsak kanalındaki serotonin ise sindirimi düzenlemekle görevli.
Serotonin azalması obezite ve yemebozukluğuna da neden oluyor. Beyinde serotonin azalınca beyin bu eksikliği şekerli gıda yenmesini artırarak sağlamaya çalışır..

DEPRESYONDAYIM, UNUTULDUM...
Serotonin enerjik olma hissi, sakinlik ve güven duygusu veriyor insana. Çoğu ruhsal bozukluk serotonin dengesinin bozulmasından kaynaklanıyor. Depresyondaki kişilerin çoğunda serotonin düşüklüğü vardır mesela. Tedavide kullanılan ilaçların çoğu da beyindeki serotonin düzeylerini artırmaya yönelik. Serotonin sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşımakla görevli. Bunlar bir sinir hücresinden aldıkları elektrik sinyalini diğerine aktararak, beynin çalışmasında hayati rol oynuyorlar.
Yaygın olarak kullanılan antidepresan ve anti-anksiyete ilaçlarının birçoğu serotonin
düzeyine etki ediyor. Bu ilaçlar salgılanan serotoninin hücreler tarafından tekrar emilmesini engelleyerek, hormon seviyesini artırıyor. Serotonini artıran etkenlerden biri de güneş ışınları. Kapalı ve karanlık yerlerde serotonin düzeyi azalıyor. O yüzden kış aylarında depresyon artıyor. Güneş ışığı bir ölçüde seratonin karşıtı etki gösteren melatonin hormonunu baskılıyor çünkü.

KADINLARIN İŞİ ZOR
Hormonlar ve psikolojik rahatsızlıklar arasındaki ilişki özellikle kadınlarda daha belirgin .
Özellikle ergenliğe girişte, doğum sonrası ve menopoz döneminde psikolojik değişiklikler oluyor. Doğum ve menopoz sonrası ruhsal sıkıntıların artmasında kandaki östrojen hormonunun azalmasıetkili. Ergenlik döneminde ise östrojen hormonundaki artışın suçu var. Adetlerin başlangıcında da kızlarda görülen ruhsal değişiklikler yine hormonların suçu. Erkeklerde testosteron eksikliği de duygu durumunda bozukluğa neden oluyor.

Test Yaptırın!
Tüm hormonlar çeşitli nedenlerle dalgalanmalar yaratıyor ve bu, anksiyeteden ağır depresyona kadar değişik şekilllerde görülebiliyor. Bu nedenle depresyondaki birine hormon ölçümü yapmadan tedavi programı hazırlamak faydalı olmaz. Hormonların duygu durumuyla ilişkisini tüm boyutlarıyla ele almamız bu sayfalarda mümkün değil. Gelecek haftalarda diğer detayları da sizlere anlatacağım.

 
Diğer Haberler
 
 
Ana Sayfa Özgeçmiş Yayınlar Uzmanlık Alanları Basında Sait Gönen İletişim S.S.S Ders Notları
 
Copyright © 2016 Tüm Hakları Saklıdır. www.saitgonen.com
Designed by
SiberTutor
www.profdrsaitgonen.com