Muayenehane: Prof. Dr. Sait Gönen Tedavi Merkezi
Adres : Vali Konağı Cad. No:102 Gümüş Apartmanı Daire:2
Şişli-İstanbul
Telefon : +90 212 912 20 55 Randevu için: +90 553 057 64 66
GSM : +90 532 374 29 25
Kadınlar diyabette bile 'öteki' oluyor
 
Kadınlar diyabette bile 'öteki' oluyor

Diyabet, her ne kadar gelişmekte olan ülkelerde hızla artsa da, gelişmiş ekonomilerde de halen sağlık harcamalarından önemli bir pay alıyor. Oysa hastalığın sağlıklı beslenme ve egzersizle önlenmesi mümkün. Özellikle dünyada yılda 2.1 milyon kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Bunun nedeni ise kadınların bazı kültürlerde sağlık çözümlerine ulaşamaması.

“Diyabetes Mellitus" ya da halk arasındaki adıyla "şeker hastalığı"nın tarihi insanlıkla neredeyse yaşıt. Diyabet; çok fazla miktarlarda yapılan idrarı anlatmak üzere kullanılan, idrar yapmak anlamına gelen Yunanca bir terim ve ilk kez MS II'nci yüzyılda kullanıldığı sanılıyor. Bugünkü bilgilerimize göre ise bu terimi ilk kez Anadolu topraklarında Kapodokya bölgesinde yaşayan Ariteus isimli bir hekim kullanmış. Halbuki diyabetle ilgili ilk tanımlamalara MÖ 1500 yıllarına ait Mısır'daki eber papirüslerinde rastlıyoruz. Burada hastalık: “Öyle susuzdu ki bütün Nil nehrini yutabilirdi” diye tasvir ediliyor. Her yıl 14 Kasım’da tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Dünya
Diyabet Günü adı altında bir dizi etkinlik ve farkındalık toplantıları yapılıyor. Bu yıl da durum değişmedi. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı diyabetle ilgili farkındalığı artırma
amaçlı bir dizi faaliyette bulundu. Çok sayıda toplantı yapıldı. İçlerinde bence çarpıcı ve "ilk olma" özelliği taşıyanı TEMD ve PTT işbirliği ile yapılan posta pulu bastırılmasıydı. Elbette Sağlık Bakanlığı ile birlikte hazırlanan, kamu spotunu da unutmamak gerek.

NEDEN 14 KASIM?
"Bu tarihin diyabetikler için özel bir anlamı mı var? Yoksa hastalık pik mi yapıyor" gibi sorular akla gelebilir. Evet, tarih seçimi diyabetikler için oldukça anlamlı. Adeta bir Şükran Günü olarak değerlendirilen bu tarih, geçtiğimiz yüzyılın başında insülini bularak milyonlarca diyabetliye
yaşamlarını armağan eden Kanadalı doktor Frederik Banting’in doğduğu gün. Frederik Banting, bir tıbbiye öğrencisi olan Charles H.Best, biyokimyacı James B.Collip ve fizyolog J.J.R Macleod, ilk kez 1921'de köpeklerin pankreasından insülini izole ettiler.

DAHA İYİSİ BULUNMADI
Daha sonra ilk kez 23 ocak 1922'de 14 yaşındaki Leonard Thompson’a insülin içeren serumu verdiler ve durumu ağır olan hastanın hızla iyileştiğini tüm dünyaya gösterdiler. O tarihten bu yana başta Tip 1 diyabetliler olmak üzere milyonlarca diyabet hastası insülinleri kullanmaya devam ediyor. Dahası halen diyabet tedavisinde daha etkili bir silah yok. İşte Frederik Banting ekibin başı olduğu için bir şükran ifadesi olarak doğum günü olan 14 Kasım gününü resmi olarak Birleşmiş Milletler 2007 den itibaren Dünya Diyabet Günü olarak tanıdı. Dünya Diyabet federasyonu da bu günün temasını belirliyor. Dünya çapında bu tema ile ilgili aktiviteler yapılıyor. Bu yılın teması “Kadın ve Diyabet” olarak belirlenmişti.

DÜNYADA 200 MİLYON KADIN DİYABETLİ VAR
Bu tema ile başta kadınlar olmak üzere tüm diyabetlilerin ve diyabet geliştirme riski olan bireylerin sağlıklı yaşam sürmeleri için ihtiyaçları olan tüm ilaçlara, teknolojik cihazlara, kendi diyabetlerini yönetmede vazgeçilmez olan diyabet eğitimlerine ve gerekli güncel bilgiye ulaşmalarını sağlayarak diyabetin istenmeyen olumsuz sonuçlarının engellenmesi hedefleniyor. Epidemiyolojik araştırmalara göre günümüzde dünyada yaklaşık 200 milyon kadın diyabetli var. Takdir edersiniz ki, kadınların diyabet konusundaki çözümlere ulaşma imkânı her ülkede aynı değil. Hal böyle olunca diyabetin kadın sağlığını etkileme gücü bölgesel olarak değişiyor. Dünyadaki 10 kadından biri diyabetli ve birçoğu eğitim, tedavi ve bakım imkânlarından faydalanamıyor. Tüm dünyada yılda 2.1 milyon kadının yaşamını yitirmesine neden olan diyabet kadın ölüm nedenleri listesinde 9'uncu sırada. Sosyo-ekonomik eşitsizlikler bazı toplumlarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadınları diyabet gelişimi açısından sağlıksız beslenme,
yetersiz egzersiz, daha az hareket, daha fazla sigara tüketimi gibi bir yaşam düzenine de zorlayabiliyor. İşte kadınların yaşadıkları bu zorlukları aşabilmesine destek sağlamak, çözümler yaratabilmek için bu yılın teması “Kadın ve Diyabet” olarak belirlendi.

Diyabet dünyanın 21'inci yüzyılda karşı karşıya kaldığı en önemli halk sağlığı sorunlarından biri. Erişkinlerde daha sık olmak üzere her yaşta görülebilen çok önemli bir sağlık probleminden söz ediyoruz.

TÜRKİYE'DE 20 BİN ÇOCUK DİYABETLİ VAR
Erişkinlerde beslenme bozukluğu, hareketsiz yaşam, şişmanlıkla ve genetik faktörlerle bağlantılı olarak önce insüline karşı bir direnç gelişiyor. Sonrasında ise o direnci kırmak zorunda olan pankreas yorgun düşerek yeterli insülin ürememeye başlıyor. Bu tür insülin yetersizliğine bağlı rahatsızlığa Tip 2 diyabet diyoruz. Çocuklarda ise başından itibaren insülin tedavisi gerektiren Tip 1 diyabet görülüyor. Tip1 DM prevalansı yavaş biçimde artarken Tip2 DM'nin ise adeta patlama yaptığını belirtelim. Türkiye’ de erişkin her üç kişiden birinde diyabet hastalığı veya diyabet geliştirme riski var. Ayrıca 20 bin dolayında çocuğun da insülin ile tedavi edilen Tip 1 diyabetli olduğu biliniyor.

SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLE ÖNLENEBİLİR
Tip 2 diyabet sıklığı bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hızla artıyor. Gelişen ekonomiler içinse en önemli kronik hastalık yükünü oluşturuyor. Oysa Tip 2 diyabet vakalarının üçte ikisini sağlıklı kahvaltı, lifl i sebze, salata, süt, yoğurt, taze meyve, tam buğday ekmeği, yağsız et, balık gibi besinlerin tüketildiği ve düzenli egzersizin yapıldığı“ sağlıklı yaşam tarzı ile önlemek mümkün.

EGZERSİZ, TEDAVİDE GÜCÜNÜ İSPATLADI
Hareketli yaşamın diyabeti önlediği ve tedaviye destek verdiğiyle ilgili önemli bilimsel araştırmalar var. Bunlardan biri DPP (Diyabet Önleme Programı) çalışması. 2002'de prestijli bir dergide yayımlanan bu çalışmada, haftada 150 dakika egzersiz ve ılımlı miktarda kilo kaybetmekle (yüzde 7) şeker metabolizmasının normalleştirdiği gösterilmiş. Bu araştırmada, yaşam biçimi değişikliği ile, şeker hastalığının gelişme riskinin de yüzde 58 oranında azaldığı ortaya konuldu. Bunlar yetişkinler için önemli sonuçlar ama çocuklarda görülen Tip 1 diyabeti önlemek ne yazık ki mümkün değil. Yine de bu çocukların yeterli tedavi, eğitim ve bakım ile normal ve başarılı
bir hayat sürmelerini sağlamak mümkün. Önümüzdeki haftalarda artık bir halk sağlığı sorunu haline gelen diyabeti detaylı bir şekilde incelemeye devam edeceğiz.
 
Diğer Haberler
 
 
Ana Sayfa Özgeçmiş Yayınlar Uzmanlık Alanları Basında Sait Gönen İletişim S.S.S Ders Notları
 
Copyright © 2016 Tüm Hakları Saklıdır. www.saitgonen.com
Designed by
SiberTutor
www.profdrsaitgonen.com