Muayenehane: Prof. Dr. Sait Gönen Tedavi Merkezi
Adres : Vali Konağı Cad. No:102 Gümüş Apartmanı Daire:2
Şişli-İstanbul
Telefon : +90 212 912 20 55 Randevu için: +90 553 057 64 66
GSM : +90 532 374 29 25
Yağ Metabolizmamız bozulursa kalbe ne olur?
 
Yağ Metabolizmamız bozulursa kalbe ne olur?

Aslında biz yağ metabolizmasının bozulmasını genellikle "kolesterolüm yükseldi" diye Türkçeleştiriyoruz. Kolesterolün düşmesi de yükselmesi kadar risk taşıyor burada. Sonuçta damarlar tıkanıyor, ani krizler ve inmeler yaşanabiliyor. Siz siz olun damarlarınızı sevin, bol hareket edin ve iyi beslenin...

Ateroskleroz, halen tüm dünyada en önemli ölüm nedeni. Epidemiyolojik çalışmalar aterosklerozun birçok faktöre bağlı olduğunu gösteriyor. Bu risk faktörlerini genetik miras, hiperlipidemi (özellikle LDLkolesterol yüksekliği), HDL-düşük kolesterol, hipertansiyon, sigara, diyabet, yaş, durağan yaşam tarzı olarak sıralamak mümkün. Peki nedir bu ateroskleroz? Ateromlar hücresel elemanlardır. Kollajen ve lipidler içeren kompleks lezyonlar bunlar. Eğer kanda dolaşan yağ miktarı artarsa ateromlar da etkilenir. Kanda dolaşan yağların yani lipidlerin artmasına tıp dilinde "hiperlipidemi" diyoruz. Bunun da türleri var. En sık rastlananları kolesterol ve kötü kolesterol (LDL kolesterol) fazlalığı, trigliserid yüksekliği, iyi kolesterol (HDL kolesterol) düşüklüğü olarak karşımıza çıkıyor.

KOLESTEROLÜN ETKİSİ
Damar duvarına yapışan ve damarı daraltan aterom plakları içerisindeki kolesterol, dolaşımdaki lipitlerden kaynaklanıyor. Hipertansiyon da lipoproteinlerin damar duvarına girişini artırıyor. Sigara HDL-kolesterolu düşürerek ve trombositlerin yapısını bozarak pıhtılaşmayı artırıyor ateroskleroz riskini yükseltiyor. HDLKolesterol dediğimiz halk arasındaki tanımıyla "iyi huylu ya da hayırlı kolesterol", aterosklerozu engeller. Peki iyi kolesterol neden düşer? İki önemli neden var: Sigara ve hareketsizlik. Anlayacağınız aterosklerozun ilerlemesini engellemek için bu iki risk faktörüyle savaşmak gerek. Aksi halde damar duvarındaki ateromların oluşturduğu bu bozukluklar kalpte, beyinde ve bacaklardaki damarları hasta edebilir. Elbette diyabet, genetik miras, yaş, kan basıncı yüksekliği gibi faktörler değiştirilemeyen etkenler ne yazık ki. Ancak sigara ve durağan yaşam tarzı tamamen bize bağlı. Dengeli beslenme ve düzenli egzersizle yaşam tarzımızı değiştirdiğimizde, sigarayı bıraktığımızda bunların ilave yüklediği risklerden de kurtulmuş oluruz. Hem tıbbi beslenme hem de düzenli egzersiz özellikle lipid metabolizma üzerinde oldukça etkili.

LİPİDLER NASIL TAŞINIR?
Lipidler kutuplu bir yapıya sahip olmadıkları için suda çözünmezler ya da çok az çözünürler. Eter, kloroform, benzen, aseton gibi organik çözücüler de ancak çözünebilirler. Suda ise büyük oranda proteinlerle birlikte taşınırlar. Taşınamayan bölümleri ise suda çözünmeyen lipidlerin olduğu küresel lipoprotein kompleksleriyle taşınırlar.

NE İŞE YARARLAR?
Lipidler yüksek enerjili bileşiklerdir. Vücudumuz için gereken enerjinin besinlerle aldığımız karbonhidrat ve yağların yakılmasıyla elde edildiğini artık hepimiz biliyoruz. Enerji için öncelikli olarak karbonhidratlar yakılıyor, lipidler ise gerektiğinde kullanılmak üzere depoya konuluyor. Enerji için depo edilen miktarın fazlası da glikojene dönüşerekayrıca depolanıyor. 1 gr karbonhidrat yakıldığında 4 kcal enerji elde edilirken, 1 gr lipidden 9 kcal enerji sağlanır. Bu nedenle çok uzun süren açlıklarda bile sadece su alınarak lipid depoları canlıyı yaşatabiliyor. Lipidler biyolojik kaynakların steroid yapısında yer alan hormonların önemli yapıtaşları aynı zamanda. Deri altında ve bazı organların çevresinde ısı yalıtıcısı olarak görev yapıyorlar. Hücre yüzey reseptörleri ve kan grubu antijenleri olarak önemli vücudumuzda çok önemli rol oynuyorlar.

KONTROL EDİLMELİ
Buraya kadar her şey tamam. Peki herkesin damarı risklere aynı mı yanıt verir, damarlar neden tıkanır? Öncelikle atardamar duvarları normalde esnek yapıya sahip. İlerleyen yaşla birlikte, damar duvarının içinde yağ birikintileri oluşuyor. Bu birikintiler esnekliği bozuyor. "Ateroskleroz" da denilen damarlarda daralma ve diğer damar rahatsızlıklarına zemin hazırlanmış oluyor böylelikle. Bu da kalp krizi, inme gibi hastalıkları ortaya çıkarıyor. Yukarıda da söylediğimiz gibi bizler yeme alışkanlıklarımızı değiştirerek ve düzenli egzersizyaparak bu tabloyu engelleyebiliyoruz. Süreci yavaşlatmamız mümkün. Lipidlerin artışı genellikle özel bir belirti vermediğinden riskin ne zaman yükseldiğini bilemiyoruz, bu yüzden düzenli ve sağlıklı yaşayarak tedbirli olmakta fayda var. Bir de elbette risk durumuna göre belli aralıklarla lipid seviyelerine baktırmalı. Ailesinde erken yaşta kalp krizi geçirenler, genetik olarak hiperlipidemi riskialtında olanlar dikkat etmeli.

İLAÇ TEDAVİSİ NE ZAMAN DEVREYE GİRER?
Hiperlipidemi; diyabet, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, stres, sigara kullanımı ve genetik faktörlerle ortaya çıkabilir. Bazen de hipotiroidi, gebelik, insülin direnci ve böbrek hastalıklarına eşlik edebilir. Bu durumların tanı ve tedavi yönetiminde lipid metabolizmasının yapım ve yıkımındaki basamakların nasıl oluştuğunu bilmek önemli. Her durumda hastaya özel, nedene yönelik tedavi şart. Bazen Lipid değerleri aynı olan hastalardan birine medikal tedavi verilirken diğerine gerek görülmez. Çünkü değerler her iki hastada aynı düzeyde bile olsa birindeki
lipidler daha aterojenik olabilir. Hiperlipidemi tedavisi mutlaka o kişinin diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilerek bireyselleştirilmeli bu yüzden. Tedavide; lipid seviyesi, diğer hastalıkların varlığı, kalp damar hastalıkları için risk durumu, daha önceden geçirilmiş inme, kalp krizi gibi faktörlere bakılarak her hasta için ayrı hedefl er belirlenmeli. İlk adımda herkes için yaşam tarzı değişikliği, yeme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekiyor. Eğer damar hastalıkları için risk varsa bu önlemlerle birlikte ilaç tedavisine de hemen başlanılıyor. Araştırmalar, lipid düşürücü tedavilerin hastalıkta gerilemeye yol açtığını gösteriyor. Büyük çalışmalar daha önce koroner arter hastalığı öyküsü olmayan hiperlipidemili kişilerde lipid düşürücü tedavi verildiğinde çarpıcı azalmalar olduğunu ortaya koydu. Aynı şey önceden koroner arter, diyabet, periferik arter gibi hastalıkları olanlar için de geçerli. Yan etkiler ise sonuçla kıyaslanınca oldukça düşük kalıyor. Bu yüzden özellikle kalp damar hastalığı, diyabeti olanlarda yan etkilerinden korkarak lipid düşürücü ilaçları kullanmamak hiç akıl kârı değildir.
 
Diğer Haberler
 
 
Ana Sayfa Özgeçmiş Yayınlar Uzmanlık Alanları Basında Sait Gönen İletişim S.S.S Ders Notları
 
Copyright © 2016 Tüm Hakları Saklıdır. www.saitgonen.com
Designed by
SiberTutor
www.profdrsaitgonen.com